|
18 Mayıs 2012 Cuma
Soykırım kararının Avrupa basınına yansımasıFransız Senatosu’nun "soykırımların inkarını" cezalandıran yasa tasarını onaylamasının ardından Türkiye’nin tepkisi Alman basınında eleştiriliyor.
Fransız Senatosu’nun "soykırımların inkarını" cezalandıran yasa tasarını onaylamasının ardından Türkiye’nin tepkisi Alman basınında eleştiriliyor.
Alman gazeteleri, "Ankara’nın akılsızlığı", "Türk hükümetinin yasaya gösterdiği kızgın tepki sahte", "Türkiye’nin kendi kendini haklı çıkaran tavrı skandal", "Kim soykırımı inkar ederse, cezalandırılmalı", "Türkiye böyle AB üyesi olamaz" yorumunu yaptı.
"ANKARA’NIN AKILSIZLIĞI"
Alman yayın kurumu Deutsche Welle’nin yansıttığı Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung gazetesinin "Ankara’nın akılsızlığı" başlıklı yorumunda, Fransa’nın Türkiye için en önemli beş ticari partnerden biri olduğunu hatırlatılarak, Türk firmalarının bu nedenle Fransa ile ticareti tehlikeye atmak istemeyeceği değerlendirmesini yaptı.
"TÜRK HÜKÜMETİNİN YASAYA GÖSTERDİĞİ KIZGIN TEPKİ SAHTE"
Neue Osnabrücker Zeitung gazetesi ise, "Türk hükümetinin yasaya gösterdiği kızgın tepki sahte. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Fransa’yı ‘düşünce özgürlüğünü katletmek’le suçluyor. Bu suçlama tam da ‘Türklüğe hakaret’ davasından ceza alan Ermeni kökenli gazeteci Hrant Dink’in beş yıl önce öldürüldüğü bir ülkeden geliyor" diye yazdı.
Haberde, "Bu, devlet tarafından yönlendirilen bir soykırım mıydı, değil miydi sorusu zor bir soru, ama katliam bir gerçek. Fransa’nın soykırım yasası değil, aksine Türkiye’nin kendi kendini haklı çıkaran tavrı skandal" idiasında bulunuldu.
"KİM SOYKIRIMI İNKÂR EDERSE, CEZALANDIRILMALI"
Lüneburg’da yayımlanan Landeszeitung de, "Fransa’daki soykırımı inkar yasası hiç şüphesiz Türkiye açısından bir provakasyon. Bu tasarının zamanlaması da Fransa’da yaklaşan seçimler nedeniyle eleştiriyi hak ediyor. Ama içeriği değil. Kim soykırımı inkar ederse, cezalandırılmalı" yorumunu yaptı.
"TÜRKİYE BÖYLE AB ÜYESİ OLAMAZ"
Emder Zeitung ise, "Türk hükümeti kendisini dışlanmış hissediyor ve Fransa’yı şimdi adım adım cezalandırmayı istiyor" görüşünü savunduğu haberinde, "Türkiye böyle AB üyesi olamaz. Ankara’daki hükümet kendi tarihiyle açık ve dürüst bir ilişki içinde olursa, iyi eder. Ancak bu, şu an yüksek sesle dile getirilen ulusal böbürlenmeler nedeniyle pek mümkün görünmüyor" diye yazdı.
---------
Financial Times: "tasarının Yarattığı Çatlak, Sarkozy-Erdoğan İlişkisini Daha Da Zehirliyor"
Financial Times, "Soykırımların inkarını" suç sayan tasarı nedeniyle Türkiye ile Fransa arasındaki atışmanın, Ankara ile işbirliğini güçlendirmek isteyen AB'li diplomatlarca alarmla izlendiğini belirtirken, "Çatlak zaten gergin olan Nicolas Sarkozy ile Sayın Erdoğan arasındaki ilişkiyi daha da zehirliyor" ifadesini de kullandı.
Türkiye ile Fransa arasında "soykırımların inkarını" suç sayan tasarı nedeniyle patlak veren çatlak, AB'de kaygı yarattı. Financial Times gazetesi "Atışma, Ankara ile işbirliğini geliştirmek isteyen AB'li diplomatlarca alarm ile izleniyor" değerlendirmesini yaptığı haberinde, "Çatlak, zaten gergin olan Nicolas Sarkozy ile Sayın Erdoğan arasındaki ilişkiyi daha da zehirliyor" dedi.
İngiliz gazetesi Financial Times, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın grup konuşmasında dile getirdiği tepkileri yansıttığı haberinde, "Paris ile giderek şiddetlenen bir atışmada Türkiye, yeni bir Fransız yasasını "ırkçı' olarak niteledi" diye yazdı.
"Çatlak, zaten gergin olan Nicolas Sarkozy ile Sayın Erdoğan arasındaki ilişkiyi daha da zehirliyor" yorumuna yer veren gazete, buna karşın tasarının Fransız Meclisi'nden geçtikten sonra atılan adımların aksine bu defa Türkiye'nin yeni yaptırımları ilan etmediğine de dikkat çekti.
Haberde Türkiye'nin Fransa'daki sürecin bitmesini beklemeye yeğlediğinin kaydedilirken de Türkiye'nin, AB ile olan Gümrük Birliği nedeniyle Fransa'ya ticari yaptırımları uygulamayacağı belirtildikten sonra şöyle devam edildi:
"Atışma, Türkiye'nin bloğa katılma çabasının gerilim kaynağı olduğu bir dönemde Ankara ile işbirliğini güçlendirmek isteyen AB'li diplomatlarca alarm ile izleniyor. Ankara'nın işbirliği, özellikle Suriye'deki ayaklanma ve İran'ın nükleer programı gibi konularda önemli olarak görülüyor."
Buna karşın gazete, "Ancak Türk diplomatları, Nisan'daki öldürmelerin başlangıcının yıldönümü yaklaşırken başta ABD'de olmak üzere başka cephelerde de baskılarla karşı karşıya kalabileceklerini kabul ediyorlar. Ankara, Fransız yasasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini savunsa da Türkiye'nin sicilinde, öldürmelerin aslında soykırım olduğunu söyleyen insanlara baskılar ve adli soruşturmalar var" iddialarına yer verdi.
----------
Le Monde, "inkar" tasarısının oylaması sırasında Senatörlerin bölündüğü analizine yer verdi.
2011 Yılının En İyi Casus Kamerası, Anahtarlık Kamera!!Le Monde, "inkar" tasarısının oylaması sırasında Senatörlerin bölündüğünü, çekincelerini güçlü biçimde dile getirdiklerini, tasarıya muhalif görüşlerin defalarca dile getirildiğini belirttiği analizinde, "Ender rastlanan bir gelişme ile Senato iki eski başkanı Christian Poncelet ve Gerard Larcher, karşı oy kullanacaklarını bildirmek üzere konuştular" diye yazdı.
Fransa'da "soykırımların inkarı"nı cezalandıran tasarının Senato'da kabul edilmesinin tartışması sürüyor. Le Monde gazetesi, Senato'nun bu konuda nasıl bölündüğüne dikkat çekerken, Senatörlerin oturum sırasında çekincelerini güçlü biçimde vurguladıklarının, Meclis'teki görüşmelerin aksine tasarıya muhalif görüşlerin defalarca dile getirildiğinin altını çizdi.
Le Monde, Fransız Senatosu'nda "tartışmalı" olsa da tasarının sonunda kabul edildiğini ancak, çoğunlukçu bir onay olmadığını, senatörlerin çekincelerini güçlü biçimde ifade ettiklerini kaydetti.
Oylama sırasında Senato'da temsil edilen grupların çoğunun bölündüğünü, iktidardaki Halkın Hareketi Birliği (UMP) ve ana muhalefet Sosyalist Parti (PS) grup liderlerinin tasarı lehinde angaje olduklarını ancak, çabaların "direnişle" karşılandığını, bir çoğunluk sağlamayınca da isteksiz olanlarını çekimser kalmaya veya oylamaya katılmamaya ikna etmeye çalıştıklarını kaydetti.
Gazete, çeşitli grupların üyelerinin nasıl oy kullandığını ayrıntılı biçimde anlattığı analizinde UMP'li 132 Senatörden sadece 57'si, PS'li 130 üyenin de sadece 56'sının tasarıya oy verdiğine, RSDE ve ekolojist grup üyelerinin ise blok olarak tasarıyı reddettiğine dikkat çektikten sonra, "Oylamanın sonucu, görüşmeler boyunca dile getirilen rahatsızlığını yansıdı" yorumunu yaptı.
Aralık ayında tasarıyı benimseyen Meclis'teki oturumun aksine Senato'da metne birçok muhalif görüşlerini dile getirildiğine işaret edilen haberde, çok sayıda Senatörün de tasarının anayasaya uygunluğuna ilişkin çekincelerini ifade ettikleri vurgulandı.
Gazete analizine, "Ender rastlanan bir gelişme ile Senato iki eski başkanı Christian Poncelet ve Gerard Larcher, karşı oy kullanacaklarını bildirmek üzere konuştular. Nihai oylama, bunun yansıması değildir" ifadeleriyle son verdi.
----------
Telegraph Vatandaşlarını Uyardı: "Paris'te Yasak Bir Görüş İfade Eden Bir İngiliz Yargılanabilir"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısında "soykırımın inkarını" suç sayan tasarının Fransız Senatosu'nda onaylaması üzerine Fransa'ya yönelttiği sert eleştiriler yabancı medyada geniş biçimde yansıtılırken, İngiliz Telegraph gazetesinin bu konuya ilişkin yorumu dikkat çekti. Türkiye'nin "aşırı hassas" olduğunu, Orhan Pamuk'u örnek göstererek de Fransızlar gibi ifade özgürlüğünü kısıtladığını öne süren gazete, İngiliz vatandaşlarına, "Paris'e bir ziyaret sırasında yasak bir görüş dile getiren bir Britanyalı, Avrupa Yakalama Emri uyarınca yargılanmak üzere iade edilebilir" uyarısını da yaptı.
Telegraph, "gazetenin görüşü" olarak, "Ermeni Meseleleri" başlığı ve "Türkiye, Fransa'nın soykırımı kararı konusunda aşırı hassas" spotunu kullanan bir yorum yayınladı.
-"CİDDİ KONU ÇÜNKÜ İKİSİ NATO ÜYESİ"-
Fransız Senatosu'ndaki oylamanın Türkiye'den "öfkeli bir yanıt"ı tetiklediğini kaydeden gazete, "Yasal düzenleme, şimdiden diplomatik, ekonomik ve askeri bağlara zarar verdi. Sonuncusu ise, ciddi bir konu, çünkü NATO'nun iki önde gelen üyesi söz konusu" değerlendirmesini yaptı.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin ülkedeki 500 bin etnik Ermeni'nin oyunu sağlamak istediği yönündeki yorumlara yer veren gazete, "Türkiye'nin görüşüne bir miktar sempati duyuyoruz" ifadesini de kullandı. Bunun ardından gazete, İngiliz vatandaşlarını şu sözlerle de uyardı:
"Ne kadar yutulmaz olursa olsun, bir görüşün belirtilmesini yasaklamak ifade özgürlüğüne ters düşüyor. İyi ki bu tür yasalarımız yok ancak Avrupa Yakalama Emri uyarınca Paris'e bir ziyaret sırasında yasak bir görüş dile getiren bir Britanyalı, Birleşik Kraliyet'te suç olmayan bir şey nedeniyle yargılanmak üzere iade edilebilir."
-"TÜRKİYE AYNI BİÇİMDE KUSURLU"-
Buna karşın Telegraph, "Bu açıdan Türkiye de aynı biçimde kusurludur. Katliamlardan söz ettiği için Nobel ödüllü Orhan Pamuk'u "Türklüğe hakaret' gerekçesiyle hakkında dava açtı. Bu durumda, ifade özgürlüğünü baskıladıkları için Fransızları pek kınayamaz" diye yazdıktan sonra şu ifadeleri de kullandı:
"Bu gazete, geleneksel olarak Türkiye'yi destekliyor. Osmanlıların Rusya'nın yayılmacılığına karşı verdikleri mücadeleye destek verdik, 1877 yılında Balkan politikası nedeniyle (İngiliz liberal devlet adamı) Gladstone ile bozuştuk ve Türkiye'nin AB üyeliğinin önde gelen bir savunucusu olduk. Bu nedenle ki, bir dostun tavsiyesi olarak anlatılan vahşet konusunda daha az hassas ve olup bitenlerin korkunçluğunu kabul etmeye daha istekli olmasını öneriyoruz."
-----------
Tasarıya Karşı 60 İmza Çabası Tartışılıyor: Bu Kişilerin Yapacağı Varsa Zaten Yaparlardı
Türk hükümetinin, Fransız Senatosu'nun "soykırımların inkarını" cezalandıran yasa tasarısını etkisiz hale getirmek için gereken 60 milletvekili veya senatörün imzasını sağlamak için başlattığı girişimler tartışılıyor. Eski Paris Büyükelçisi Uluç Özülker, "Bu kişiler yapacağı varsa zaten yapardı" derken, Eski CHP milletvekili ve emekli büyükelçi Onur Öymen, "İstediğimiz karar acaba çıkar mı" diye sordu. Eski CHP milletvekili ve emekli büyükelçi Şükrü Elekdağ ise, "60 Senatörü sağlamak kolay değil ama 20-30 senatör ve milletvekili var bu konuda harekete geçecek zannediyorum" dedi.
Eski Paris Büyükelçisi Uluç Özülker, Fransız Senatosu'nun onayladığı "soykırımların inkarını" cezalandıran yasa tasarısını ve Türkiye'nin atabileceği adımları ANKA'ya değerlendirirken, 60 senatör veya milletvekilinin imzasıyla Anayasa Mahkemesi'ne gidilmesine ilişkin, "Bu kanunun anayasanın anayasaya aykırı olduğunu düşünenler Anayasa Konseyi'ne gitmek yerine katılıp oylamada buna hakikatken inanıyorlarsa gereğini yerine getirmiş olsalardı zaten iş biterdi" diyerek şöyle devam etti:
"100 üzerinde toplantıya katılmayan var. Bunlar büyük bir ihtimalle liderlerin baskısı altına girip geleceklerini karartmamak uğruna bu toplantıda oy kullanmamayı tercih etmiş olanlar. Bu kişiler yapacağı varsa zaten yapardı bunu."
Toplanabilecek imzanın sayının 30-40'ın ötesine geçemeyeceğini söyleyen Özülker, ancak Türkiye'nin başlangıçta çok sert bir çıkış yaptığını bu noktada geri adım atarsa Türkiye'ye Sırpların meşhur "Türk onları ısırmaz" sözüyle bakacaklarını ifade etti.
Özülker, "Bir şeyler yapılması gerektiği noktaya geldik. Bu sadece prestij açısından değil aynı zamanda olayın bizatihi kendinin önemi nedeniyle olması gereken bir şey. Öyle ekonomik açıdan hatta bilimsel, kültürel vs. bu konularda yapabileceğiniz çok büyük bir şey de yok" dedi.
Uluslararası Adalet Divanı'na başvurmasının riskleri olduğuna işaret eden Özülker, "BM sözleşmesi geçmişe dönük uygulanmaz yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geçerlilik kazanmış, bizi o çerçevede kimse mahkemeye veremez. Siz oraya giderseniz geçmişi kabullenmiş olursunuz. Bu tip mahkemeler daima siyasi yönleri de olan mahkemeler ve bağlayıcı karar almaz tavsiye kararıdır ama o çıkan kararda netice itibariyle sizi en azından psikolojik olarak bağlar, uluslararası planda baskıyı arttırır üzerinizde" şeklinde konuştu.
Uluç Özülker, Fransız milletvekillerinin, senatörlerinin bizzat kendilerinin kararın anayasaya aykırı olduğunu söylediğine dikkat çekerek, "Bundan büyük delil olabilir mi? O zaman çok basit. Siz mahkemeye gidin tutuklattırın kendinizi Doğu Perinçek'in İsviçre'de yaptığı gibi gidin sizin beni suçladığınız ikarcılık yasası 34. maddeye aykırıdır deyin" dedi.
Özülker ayrıca 1 Mart 2010 tarihinden itibaren yapılan Anayasa değişikliğiyle Anayasa Konseyi'nin bir dava sırasında bir kanunun temel hak ve hürriyetlerine aykırı bir davranış tespit ettiğinde müdahale etme hakkı olduğunu vurgulayarak, dava açıldığında Anayasa Konseyi'ne gidip anayasaya aykırılığının beyan edilebileceğine işaret etti.
-"FRANSA'YA KARŞI MECLİSTE ORTAK BİR TAVIR ALINMALI"-
Eski CHP milletvekili ve emekli büyükelçi Onur Öymen ise, Fransa'ya karşı alınabilecek hem hukuki hem de ekonomik yaptırımlara dikkat çekerek, tasarının temel dayanaklarından biri olan AB Konseyi'nin 28 Kasım 2010'da yürürlüğe giren soykırımlarla ve yabancı düşmanlığıyla mücadele başlıklı çerçeve kararına göre, Fransa'nın olayı hiç meclise getirmeden Fransız mahkemelerini Ermeni olayları konusunda yetkili kılsaydı ve Fransız mahkemeleri de "soykırımdır" deseydi aynı sonucu vereceğini, hatta söz konusu çerçeve kararının daha ağır olduğunu belirtti.
Ancak bu çerçeve kararının BM soykırımla mücadele sözleşmesine aykırı olduğuna dikkat çeken Öymen, "Çünkü sözleşmede milli mahkemelerin bu şekilde karar veremeyeceği yazılı. Sadece yetkili uluslararası mahkeme ya da olayın cereyan ettiği mahkeme diyor. Fransa tek başına kalmamak için diğer Avrupa ülkelerini de benzer kararlar almaya teşvik edecek" dedi.
Onur Öymen, Türkiye'nin Uluslararası Adalet Divanı'na başvurması konusunda ihtiyatlı hareket edilmesi gerektiğine işaret ederek "Çünkü uluslararası hukuk her zaman sizin beklediğiniz gibi karar vermiyor. Çok haklı olduğunuza inanıp da müracaat ettiğiniz takdir de istediğiniz kararı alamayıp karşı tarafa hak veren bir karar çıkarsa ne yapacaksınız o zaman Türkiye'nin söyleyecek hiçbir sözü kalmayacak" diyerek uluslararası hukukta büyük devletlerin etkili olduğunu vurguladı.
"60 milletvekili veya senatörün Fransa Anayasa Mahkemesi'ne giderse bizim istediğimiz gibi bir karar çıkacağını düşünüyor bazıları. Acaba öylemi" diye soran Öymen, Fransa'ya karşı mecliste ortak bir tavır alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
-"ULUSLARARASI ADALET DİVANI KARARI SARKOZY'NİN SURATINA BİR ŞAMAR GİBİ PATLAR"-
"Soykırım gelişi güzel kullanılacak bir sözcük değildir. Soykırım uluslararası bir suçtur" diyen Eski CHP milletvekili ve emekli büyükelçi Şükrü Elekdağ da, BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ne işaret ederek, soykırım suçunun mevcut olabilmesi için BM Soykırım Sözleşmesinde belirtilen yetkili mahkemeler tarafından saptanması ve hükme bağlanması gerektiğini vurguladı.
Elekdağ, yetkili mahkemelerin suçun işlendiği ülkedeki ceza mahkemesi veya uluslararası ceza mahkemesi veya Uluslararası Adalet Divanı olduğunu belirterek, Fransız Parlamentosu'nun 2001'de aldığı "Fransa Ermeni soykırımını alenen tanır" kararının BM Soykırım Sözleşmesini ihlal ettiğini belirterek şöyle devam etti:
"Bu durumda Türkiye'nin BM Soykırım Sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca Uluslararası Adalet Divanına başvurarak şu soruyu yanıtlaması istemesi gerekir: BM Soykırım Sözleşmesi hükümleri ışığında Fransız Parlamentosu'nun 1915 olaylarının soykırım olduğuna karar verme yetkisi var mıdır?"
Fransa'ya dava açarken Türkiye'nin beklediği sonucu alabileceğini vurgulayan Elekdağ, Adalet Divanı'nın "Hayır uluslararası bir sözleşme vardır, bu sözleşme dünyadaki bütün ülkeler için geçerlidir. Bu bir kuraldır. Bunun için Fransız Parlamentosu kendini yetkili mahkeme yerine koyarak karar alamaz ve 2001 yılında aldığı karar hükümsüzdür" demesi gerektiğini ifade etti.
"Bu şekildeki bir kararla Sarkozy'nin ve ekibinin suratına bir şamar gibi patlayacak" diyen Elekdağ, Fransa'nın Türkiye'yi soykırımla suçladığı 2001 yılında aldığı kararın hukuken geçersizliğinin ilan edileceğini ve "inkar yasası"nın ve AB çerçeve kararının temelinin çürüyeceğini vurguladı.
Elekdağ, bu karardan sonra Türk soylu ama Fransız vatandaşı'nın ben Ermeni soykırımını tanımıyorum bu bir yalandır derse hakkında hukuki takibat açılacağını ve mahkemeye sevk edildiği andan itibaren bu kişinin Fransız Anayasa Mahkemesi'ne başvurabileceğine işaret ederek bu yolun da denenmesi gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, 60 milletvekili veya senatörün Fransa Anayasası'na gitmesini beklemenin doğru bir şey olduğunu Türkiye'nin de bu konuda girişimlerinin olduğunu belirten Elekdağ, "60 Senatörü sağlamak kolay değil ama 20-30 Senatör ve milletvekili var bu konuda harekete geçecek zannediyorum. Bu konuda çalışmak lazım" dedi.
Yükleniyor...
İLGİLİ HABERLER
|
![]()
|