|
18 Mayıs 2012 Cuma
Cumhurbaşkanı Gül: Belki Türkler AB'ye hayır diyecekCumhurbaşkanı Gül Avusturya basınının Türkiye’deki tutuklu gazetecilere ilişkin sorusuna, “Basın özgürlüğü hiçbir açıdan engellenmiyor. Ama elbette ki bazı gazetecilerle ilgili sorunlar var çünkü onlar hakkında meslekî değil, başka yasa dışı fiillerden dolayı dava açılmıştır. Umarım ki gerçekler en kısa sürede ortaya çıkarılır” dedi.
Cumhurbaşkanı Gül Avusturya basınının Türkiye’deki tutuklu gazetecilere ilişkin sorusuna, “Basın özgürlüğü hiçbir açıdan engellenmiyor. Ama elbette ki bazı gazetecilerle ilgili sorunlar var çünkü onlar hakkında meslekî değil, başka yasa dışı fiillerden dolayı dava açılmıştır. Umarım ki gerçekler en kısa sürede ortaya çıkarılır” dedi. Avusturya basınına konuşan Gül, “Belki de Türk halkı AB üyeliğine ‘hayır’ diyecektir” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Gül, Türk kökenli Avusturyalıların, siyasette ve idarede çalışıyor ve Avusturya millî takımında futbol oynadıklarını belirtirken, “Atıl Kutoğlu başarılı bir modacı ve Do&Co'nun sahibi Atilla Doğudan da başarılı bir iş adamıdır” örneklerini verdi. İnsanlık Anıtı’nın yıkılması sorusuna “Bu hususta iç siyasi tartışmalar söz konusudur. Bu tür tartışmalar her ülkede vardır, yalnızca Türkiye'de değil” yanıtını veren Gül, Türkiye’nin AB’ye alınmasına karşı çıkan ülkelerin davranışının fazla şerefli bir davranış olmadığını bildirdi. Cumhurbaşkanı Gül, Avusturya ziyareti öncesi bu ülkenin önde gelen gazetelerinden Der Standard ve Die Presse’e konuştu. Der Standard’ın “Avusturyalılar hakkındaki görüşünü” sorması üzerine Cumhurbaşkanı Gül, “Avusturya'nın muazzam bir tarihî var ve bu yüzden Avusturya Avrupa'da çok önemli siyasi sorumluluklar yüklenmiş büyük bir devlettir. Aynı zamanda Viyana, Avrupa'nın mimarîsini ve kültürünü içinde barındırıyor. Avusturya, yüksek refah ve büyük özgüven sahibi, çok dinamik bir ülkedir” diye yanıt verdi. -"UCUBE"NİN YIKILMASI AKILLICA MIYDI?- Gül, Die Presse’nin “Türkiye geçtiğimiz yıllarda bu yolda büyük ilerlemeler kaydetti. Fakat hâlâ çok sayıda sorun var. Bunlardan bazıları da halkla ilişkiler açısından Türkiye için çözülmesi güç sorunlar. Şu günlerde Türkiye'de Ermeniler için yapılan bir anıt yıkıldı. Bu akıllıca bir hareket miydi” sorusuna ise, “Bu hususta iç siyasi tartışmalar söz konusudur. Bu tür tartışmalar her ülkede vardır, yalnızca Türkiye'de değil” yanıtını verdi. -TUTUKLU GAZETECİLER- Der Standard’ın “Mükazerelerdeki duruma ilişkin son AB İlerleme Raporu'nda daha fazla basın özgürlüğü konusu hatırlatıldı. Hâlen 48 gazeteci tutuklu bulunuyor, 700 gazeteci hakkında dava yürütülüyor. Bu verilerin uluslararası organizasyonlarda uyandırdığı kaygıyı anlayabiliyor musunuz” sorusuna Cumhurbaşkanı Gül şöyle dedi: “Çok büyük bir dikkatle okunacak o türden raporlar var. Bazı eleştiriler haklı, bazı saptamalar ise gerçeklikle örtüşmüyor. Türkiye'deki gazetecilerden söz edecek olursak yasal anlamda gazeteciler için mümkün olan en geniş çalışma alanı mevcut. Eğer düşüncenin özgürce ifade edilmesi söz konusuysa, o özgürlüğün sınırlanmadığı görülür. Buradan yola çıkarak basın özgürlüğünün hiçbir açıdan engellenmediği anlaşılmalıdır. Ama elbette ki bazı gazetecilerle ilgili sorunlar var çünkü onlar hakkında meslekî değil, başka yasa dışı fiillerden dolayı dava açılmıştır. Umarım ki gerçekler en kısa sürede ortaya çıkarılır.” Okullarda Türkçe ders verilmesine ilişkin tartışmayı hatırlatan Der Standard Cumhurbaşkanı Gül’den “Avusturya'da yaşayan Türklerin iki ana dili olması gerektiği kanaatindeyim: Türkçe ve Almanca. Onların her iki dile de çok iyi derecede hâkim olmaları lazım” yanıtını aldı. Gül’e yöneltilen bazı sorular ve yanıtları şöyle: DER STANDARD: Yani okulda öğrenerek mi? CUMHURBAŞKANI GÜL: Ne tür fırsatlar olduğuna bakmak lazım. Okulda yahut başka yerde de olabilir. Her iki dilin de çok iyi öğrenilebilmesi için yollar aranmalıdır. Kendi adıma, Avusturya'da yaşayan Türklerin uyum sağlamalarını isterim. Onlar, ülkeye katkı sağlamalı ve sadakat göstermelidir. Bu benim arzumdur. Avusturya'daki Türklerin iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleştirilmesinde bir köprü fonksiyonu üstlenmeleri önemlidir. Eğer sorunlar varsa, o zaman bunların çözümü için iki taraf da çaba göstermeli. DER STANDARD: Bu Avusturyalılara da düşen bir görev. Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, geçenlerde İslam'ın Almanya'nın bir parçası olduğunu vurgulamıştı. Avusturya'dan da benzer beyanatlar bekler misiniz? CUMHURBAŞKANI GÜL: Avusturya'da İslam bir dinsel cemaat olarak tanınmış. Bu açıdan böyle bir sorunun sorulmasına bile gerek yoktur. Avrupa'daki milyonlarca Müslüman görmezden gelinemez gelinmemelidir. Böyle bir şey, dinsel ayrımcılık anlamına gelecektir. İnsan Müslüman, Hristiyan, Yahudi veya ateist olabilir. Önemli olan, her insanın demokrasinin temel ilkelerinden ve insan haklarından yana olmasıdır. DER STANDARD: Ama Hristiyanların gördüğü muamele nedeniyle Türkiye'ye de eleştiriler var. Pratikte Hristiyanların kamu hizmetine girmelerinin engellendiği söyleniyor, papazlar kendilerini emniyette hissetmiyor, ayrıca cinayetler de oldu. CUMHURBAŞKANI GÜL: Madem ayrımcılıktan söz ediyoruz, bu söyledikleriniz doğru olamaz, böyle bir şeyi biz kabul edemeyiz. Kiliseler ayin düzenleyebiliyor. Bu açıdan hiçbir problem yok. Tarihî kiliseler restore ediliyor. Türkiye bu değerlere özen gösteriyor. Maalesef geçmişte papazlara karşı bazı olaylar gelişmiş olabilir, bunları üzüntüyle karşılamışızdır. Failler yakalanmış ve yargıç karşısına çıkarılmıştır. Türkiye'de bu tür davranışlara karşı hiçbir surette sempati beslenmiyor. DER STANDARD: Avusturya'da Türkiye'nin muhtemel AB üyeliğiyle ilgili büyük bir kuşku var. Buna nasıl bir çare bulacaksınız? CUMHURBAŞKANI GÜL: Avusturya vatandaşlarının Türkiye'ye farklı bir bakış açısı olabilir. Bizim yapmamız gereken, Türkiye'yi Avusturya'da daha iyi tanıtmaktır. Ayrıca Türkiye'nin AB'ye katıldığı zaman Avusturya için bir yük teşkil etmeyeceğini de anlatmalıyız. Tam aksine, katılımla birlikte pasta da büyüyecektir. Türkiye o pastadan bir pay alacak ama bunun Avusturya'ya daha fazla getirisi olacaktır. Bu iki ülkenin de çıkarına olacaktır. DER STANDARD: Avusturya, Türkiye'nin muhtemel AB katılımına ilişkin bir halk oylaması yapma kararı aldı. Türkiye sonucu kabul edecek mi? CUMHURBAŞKANI GÜL: Katılım müzakereleri sürüyor. Hiçbir şekilde engellenmememiz önemli. Türkiye gibi büyük ulusal ekonomiye sahip ülkelerle yapılan müzakereler hep uzun sürmüştür. Hiçbir şeyi aceleye getirmek istemiyoruz. Başarıyla intibak etmek arzusundayız. Bu çabamız engellenmemelidir. Sonra AB, uyumun sağlanıp sağlanmadığını denetleyecektir. Ondan sonra da Birliğe katılıp katılamayacağımız bildirilecektir. Bizim için önemli olan bu. Bunun üzerine ülkeler referandum yapabilir. Elbette ki Avusturya da yapılacak o referandumun sonucunu kabul ederiz. DER STANDARD: Zaman açısından hangi çerçeveyi düşünüyorsunuz? CUMHURBAŞKANI GÜL: Bunun günümüzün konusu olmaması önemli. Biz, gelecekte ne olacağı hakkında konuşuyoruz. Gelecekteki o dönemin Türkiye'si, bugünün Türkiye'si olmayacak. Bu açıdan, belki de Türkiye çekim gücü yüksek bir ülke olacak. Türkiye herhalükârda hem AB'ye hem de Avusturya'ya büyük bir katkı sağlayacaktır. Hatta o kadar ki Türk halkı belki de AB üyeliğine "Hayır" diyecektir, tıpkı Norveç halkının yaptığı gibi. -TARİH VERMEDİ- Cumhurbaşkanı Gül, 2015’ten mi 2020’den mi sözettiğinin sorulması üzerine, “Bunlar çok uzak tarihler” derken, tarih veremeyeceğini, acele etmediklerini söyledi. “Anketlere göre, Türk halkının yalnızca yüzde 38'i AB'den pozitif şeyler bekliyor. Bir Norveç örneği ihtimali sizce nedir?” sorusuna ise, “Türkiye'nin katılım müzakereleri çerçevesinde tam üyelikten başka bir alternatifi amaçlamaması bizim stratejik hedefimizdir. Arada sırada AB üyeleri tarafından kısmen siyasi türden suni problemler üretilmesi değil, bilakis esasa ilişkin olmayan herhangi bir konu üzerinden Türkiye'nin engellenmemesi bizim için çok önemli” dedi. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, reformlarla çıkış yolunu bulma fırsatını kaçırıp kaçırmadığının sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Gül, “Bütün Yakın Doğu ve bölgemiz için söylüyorum: O ülkelerdeki insanların haklı taleplerini ve demokratik dönüşümü destekliyoruz. Burada önemli olan, bu gelişmenin kan dökülmeden başarılmasıdır. Elbette ki Suriye'yi de destekliyoruz ve o ülkelerde şiddet olaylarının daha fazla yaşanmamasını ümit ediyoruz” dedi. Türkiye’nin şimdiye kadar BM'nin Libya'yla ilgili kararının dar anlamda yorumlanmasından ve müttefiklerin sadece uçuşa yasak bölgeyi kontrol etmesinden yana olduğunu hatırlatan, “Şimdi Türkiye'nin uyardığı, bombaların Muammer Kaddafi'yi hedef aldığı noktaya gelindi. Türkiye'nin tepkisi nasıl?” diye soran Avusturya gazetesine Cumhurbaşkanı Gül’ün yanıtı, “BM kararının tamamen arkasındayız. Ambargonun uygulanması için altı gemi ve bir denizaltıyla destek veriyoruz. Bu önlemler çerçevesinde, biz de tam anlamıyla devredeyiz” şeklinde oldu. -DİE PRESSE- Cumhurbaşkanı Gül, Die Presse gazetesine ise “İslam düşmanlığı Avrupa’nın ruhuyla çelişiyor” dedi. Gazete, “Gül, Türkiye'nin katılımına ilişkin AB’de referandumlar yapılmasını kabul ediyor” diye spot attı. Türkiye ile Avusturya arasında kök salmış derin tarihî ilişkiler bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, “Birinci Dünya Savaşı'nda iki ülke de müttefikti. Bizler iki önemli devlet ve büyük imparatorlukların iki mirasçısıyız. Üç sene önce Cumhurbaşkanı Fischer, Türkiye'yi ziyaret etti. Ben de şimdi kendisinin daveti üzerine bir iadeiziyarette bulunacağım.Ayrıca ekonomik ve siyasi alandaki iyi ilişkilerimizi derinleştireceğimize inanıyorum. Avusturya'da yaklaşık 200 bin Türk yaşıyor ve bunların 100 bini Avusturya vatandaşı. Onlar Avusturya toplumunun bir parçası ve Avusturya ile Türkiye arasındaki ilişki için çok önemliler” dedi. -ATIL KUTOĞLU ÖRNEĞİ- Türk kökenli Avusturyalıların, siyasette ve idarede çalışıyor ve Avusturya millî takımında futbol oynadıklarını belirten Gül, “Atıl Kutoğlu başarılı bir modacı ve Do&Co'nun sahibi Atilla Doğudan da başarılı bir iş adamıdır” örneklerini verdi. Gül, “Türkler burada virüs gibi görülüyor” gibi açıklamaları yüzünden Avusturya hükümetinin tepkisini çeken Türk Büyükelçisi’nin görevden alınıp alınmayacağı sorusuna, “Şu anda Avusturya'ya yapacağımız resmî ziyaretin başarılı bir şekilde geçmesiyle ve çeşitli alanlardaki iş birliğimizin derinleştirilmesiyle meşgulüz. Şu an önemli olan mesele budur” diye yanıt verdi. Die Presse’nin bazı soruları ve Gül’ün yanıtları şöyle: DİE PRESSE: Dilin öğrenilmesinin entegrasyon için önemli olduğuna değindiniz. Fakat sorunlar bununla çözülür mü? Avrupa'nın pek çok ülkesinde, çok sayıda insanın, özellikle Müslüman ülkeden gelen göçmenlerle bir sorunu olduğu görülüyor. Bu durum tıpkı Avusturya'yı olduğu gibi Almanya, Fransa, İtalya yahut Hollanda'yı da ilgilendiriyor. CUMHURBAŞKANI GÜL: Avusturya Anayasası İslam dinini tanıyor. Bu iyi bir başlangıç noktasıdır. Avusturya çok kültürlü ve etnik açıdan çok parçalı bir imparatorluğun mirasçısıdır. Fakat elbette bütün Avrupa'da yabancı düşmanlığı, aşırıcılık ve İslam düşmanlığı gibi endişe verici gelişmeler olduğunu görüyoruz. Bunlar Avrupa'nın ruhuyla çelişiyor. Bu Avrupa'ya uymuyor çünkü Avrupa insan haklarının vatanıdır, farklı düşünenlere ve kültürlere saygı duyulduğunun varsayılması gereken bir bölgedir. Fakat geçmişte Avrupa'da farklı olanların dışlandığını gördük. Başkalarına ayrımcılık yapmak hastalıklı bir davranıştır. Bu tutum ne Avrupa'da ne de başka bir yerde yayılmalıdır. DİE PRESSE: Bu sorunların yabancı düşmanlığı ile fazlaca alakalı olduğu doğrudur ama Avrupa'da, siyasi İslam'a karşı da büyüyen bir endişe var. Bu endişeye anlam verebiliyor musunuz? CUMHURBAŞKANI GÜL: Bu tür sorunlar hakkında konuşmak benim için anlamsızdır. Orta Doğu yahut Orta Asya'da bu mesele konuşulsa olur. Ama Avrupa? Ne tür endişelermiş bunlar? DİE PRESSE: Bunlar, misafir olarak bulunulan ülkelerdeki devlet ve din ayrımını ve demokratik temellerin tanınmamasına ilişkin siyasi akımların gelişeceğine dair endişelerdir. CUMHURBAŞKANI GÜL: Ben bu tanımlamaya bir önem vermiyorum. Avrupa'da yaşayan Müslümanların demokrasi ve insan haklarına dair gerekli standartlar hakkında bilgileri var. Elbette İslam'da aşırı fikirler olabilir, tıpkı Hristiyanlık ve Yahudilik'te olduğu gibi. Ama İslam'daki aşırı fikirler, İslam düşmanlığı için bir bahane olmamalıdır. İslam düşmanlığı tehlikeli bir gelişmedir. Antisemitizm de zamanında küçük çapta başlamıştı. Bunun sonunda nerelere vardığını da biliyoruz. Bir insan Hristiyan, Yahudi yahut Müslüman olmuş veya olmamış, fark etmez. Önemli olan bir insanın demokrasiyi, insan haklarını ve bulunduğu ülkedeki geçerli olan kuralları kabul etmesidir. -FAZLA ŞEREFLİ BİR DAVRANIŞ BİÇİMİ DEĞİL- DİE PRESSE: Alman Şansölye Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve bazı Avusturyalı siyasetçilerin açıklamaları, Türkiye'nin AB'de hoş karşılanmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu sizi öfkelendirmiyor mu? CUMHURBAŞKANI GÜL: Eğer bu dedikleriniz doğruysa, o zaman bu durum daha ziyade bu ülkeler için fazla şerefli bir davranış biçimi değildir. AB devletlerinin 2005 yılında Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılmasına ortaklaşa karar verdiklerini hatırlatmak istiyorum. Ahde vefa ilkesine göre de buna sadık kalmaları gerekiyor. Bu devlet adamları, bu ilkeyi çok iyi biliyorlar. Onun için, bu açıklamaların iç siyasi düşüncelerden dolayı yapıldığını varsayıyorum. AB ile yürüttüğümüz katılım müzakereleri üyelik konusunda bir otomatizm şartı koşmuyor. Üye olacak duruma geldiğimizde ve bir değerlendirme yapıldıktan sonra, daha bazı AB devletlerinde etkili olabilecek referandumlar gerçekleştirilecek. Biz de bu referandumları saygıyla karşılarız. AB'ye giden yolumuz uzun bir süreçtir. DİE PRESSE: Buna ayrıca basın özgürlüğünün kusurlu olduğuna ilişkin suçlamalar ekleniyor. Ahmet Şık ve Nedim Şener adlı gazeteciler, gizli sağcı örgüt Ergenekon'u ortaya çıkaran hikâyeler yazdı ve tutuklandılar. Savcılık ise tutup bu gazetecileri gizli örgütün bir parçası olmakla suçluyor. CUMHURBAŞKANI GÜL: Yasalara göre Türkiye'de hiçbir gazeteci sadece düşüncesinden dolayı tutuklanamaz. Ama eğer savcılık suç işlendiğinden şüphelenirse, o zaman farklı bir durum ortaya çıkar. DIE PRESSE:Türkiye'nin Libya'daki ara buluculuk girişimini de kastediyor musunuz? Bu girişimler nasıl ilerliyor? CUMHURBAŞKANI: Biz bölgedeki demokratik gelişmelere ve reformlara her zaman açığız. Ama bu reformların kan dökülmeden yapılmasını diliyoruz. Yükleniyor...
İLGİLİ HABERLER
|
![]()
|